ABD'de Yoldayım I

New Orlenas’tan Las Vegas’a uçup San Francisco’ya kadar yapacağımız yol için kiraladığımız arabayı teslim alacağız.

Las Vegas’ta bir gece ve yarım gün bize yetti. Işıklı oteller, Showlar, geniş yollar ve kumarhaneler. İlgimizin dışında. Kişisel farklılıklar hayatın her alanında olduğu gibi seyahatte de kendini gösteriyor.  Neyse ki böyle insanoğlu yoksa her yer çok kalabalık olacak..Ekonomik bir araba rezervasyonu yapmıştık ancak ellerinde kalmayınca bir üst segment aracı aynı paraya teslim ettiler.. Olur dedik, bu gezide biraz lüks var hayatımızda anlayacağınız.! Önce Kanyonlara, Route 66 yolunun bir kısmını yaparak, Death Valley ve Yosemite Park’a doğru yol almayı planlıyoruz. Utah, Arizona, Nevada Eyaletlerinden geçerek California’da son bulacak yolumuz.

Amerika büyük.. Karadan arabayla dört bin kilometreye yakın yol yapınca belki yazacaklarımın sırası karışacak, yolda konakladığımız küçük şehir ya da kasabaların isimlerini  haritada hatırlayacağım, belki bazılarını atlamış bile olabilirim.. Ancak hislerin tamamı aklımda...

Las Vegas’tan kuzeybatıya doğru yol alarak Hurricane’de molamızı verdik. Buraya yakın Zion Park/Canyon’da yürüyeceğiz. Oldukça güzel korunmuş ve park içi otobüslerle belirli noktalara kadar ulaşıp farklı yerleri  ziyaret etmeniz mümkün. Parka girerken tüm ülkede parklarda bir yıl süreli geçerli kartımızı alıyoruz.  “Zion Main Canyon” derin geçitleri olan, çöl özelliğinde bir kanyon. Kanyonu aşındırma kuvvetiyle oluşturan Virgin nehrinin geçtiği bölge ise ormanlık alan, yemyeşil. Oluşumunun dört bin yıl önceye dayandığı düşünülüyor. Farklı rotaları olan Kanyonun içerinde yürümek, farklı geçitlere girip çıkmak insana doğayla bir arada olma duygusunu hissettiriyor, seyretmekle kalmıyoruz. Dönüşte de nehir kenarında oradan oraya koşuşturan tatlı bir geyik yavrusu da neşem oluyor.  Kaibab National Forest içerisindeki yoldan yakındaki, Colorado Nehrinin içinden aktığı Marble Kanyonun başlangıç noktasına geldik. Colorado nehrini en yakın burada gördüm, sıcakta ayaklarımı serinlettim. Kano ile gezenler, kamp yapanlar vardı sahilinde.

Navajo Köprüsünden kanyona ve nehre son bakıştan sonra yola devam.

Önümüzde Colorado Nehrinin içerisinden kıvrılarak aktığı, sayısız filme konu olan, bir zamanlar Kızılderililerin yaşam sürdüğü UNESCO Dünya Miras Listesindeki “Grand Kanyon”..

Uzunluğu 446 km genişliği 400 m-2.4 km, derinliği 1.700 m. Colora­do Irmağı’nın akarken oluşturduğu kanyonların en derini, en görkemlisi. Kanyona üç giriş var. Hava ve yol şartlarına en uygun olandan “South Rim” den giriş yaptık. Saat erken ama her daim kalabalık ve turistlerce sıkça ziyaret edilen bir bölge.  Az ilerde Desert View Watchtower, (Gözcü Kulesi) dan görme alanımın tamamını kaplayan, kırmızı, toprak renkteki kesikleriyle kanyon ve arasında mavi Colorado Nehrini görüyorum. Görkemli ve etkileyici.. Yürüyüş rotalarına bakarak bu büyük coğrafyada “Angel Trail”i tercih ediyoruz. Buradan kanyonun altına kadar inebilirsiniz ancak kamp yapmak gerekir, aynı gün yukarı çıkmak ve adaptasyon için vakit yok. Aşağı doğru kıvrılarak inenler, kimi zaman geri yürüyenlerle yolun süresi, zorluğu ile ilgili sohbete dalıyorlar. Belirli noktalarda dinlenme kulübeleri var. İniş çıkış derken sanırım beş saati bulduk. Bu söz ettiğim yolun az bir kısmı. Ufak bir mola sonrası konaklamak için Tuba City’deyiz.. Route 66 için Williams’a doğru hareket ederek Seligman, Kingman, Needles, Oatman ve Pahrump’tan “Death Valley Natonal Park”a varacağız.

Zeynep Erim

03.Mayıs.2019

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP