Hemşin Yaylaları..

 

Ruhumu dinlendirmek için doğaya gitmek, yeşili kucaklamak isterim. Kaya ya da taş, çorak ve sarı, ben her halini severim.. Beş altı yıl önce dolaştığım Doğu Karadeniz’e gitmek niyetindeyim. Bu kez Hemşin Bölgesi yaylalarına, yükseğe, biraz serine.. Bir yayladan diğerine yürümek, vadileri, yalnız ve incecik akarken birbirlerini kucaklayarak  güçlenen nehirleri, uzun ve belki biraz zahmetli yürüyüş sonrasında bir ödül gibi bekleyen berrak gölleri görmek istedim.. Mavi de güzeldir gökyüzünde, yağmur da engellemez, bulutları seyrederek yürürüm.  Yaylaların açan son çiçekleriyle vedalaşmak, saçlarımı pembe, mor çiçeklerle süslemek isterim.. Yazın son günleri, Sonbaharın başladığı, zümrüt yeşilin sarıya dönmeden önce hafif solduğu günleri, güneşin dik durmaktan yorulduğu, hafifçe eğilerek yansıttığı ışığı severim.

Bölgenin insanlarıyla, Hemşinlilerle, Lazlarla birlikte geçen yedi günde sevecen, misafir sever, güler yüzlü, hızlıca konuşan insanlar tanıdım. Sevdalık Türkülerine eşlik ettim, aksanlarına aşina oldum.. Temmuz’a “çürük ayı” dendiğini, 15 Temmuzda yayla göçünün başladığını öğrendim.

.

Merakla, heyecanla, coşkuyla Orman Güllerinin, Ladin ve Kestane ağaçlarının, Karayemişin arasında yürüdüm.. Doğayı bizlerle paylaşan Ayılarla karşılaşmamak için yürürken nasıl ses çıkarılması gerektiğini Ardeşen’li  rehberimiz sevgili Kadir’den bizzat duydum.!

.

Trovit Vadisi’nden 2950 metrede Yıldız (Cofgun) Gölü’ne ulaştım, soğuk suyuna girmeye cesaret edemesem de ayaklarımı dinlendirdim.

.

Karmik Yayla’sından Kilise tepesine gelince Elevit’e nasıl inilir, onu öğrendim..

Çat Vadisi, Fırtına Vadisi, Palovit Vadisi neymiş, öğrendim.. Fırtına Nehrinin soğuk ve berrak sularıyla kucaklaştım..

Amlakit Yaylası’ndan taş evleriyle göz kamaştıran Samistal’e yürürken dalından Likapalar (yaban mersini) yedik, yemediğimizi topladık, reçel yaptık. Hazindak yayla evlerinin renkli çatılarının yeşilin içindeki enfes manzarasına ulaştık.

.

Kapılı Göller’den  “Son Hayat” anlamına gelen  2618 metredeki Verçenik Yaylası’na dönerken yağmura yakalandık..

Muhlamanın en güzelini Kuzu Göller dönüşünde Ambarlı Yaylası’nda, bahçesine konuk olduğumuz Elif Hanımın elinden yedik..

Porşut Sette durduk, Palakçur, Caymakçur ve Kavron Vadilerini seyre daldık..  Kaşvaç Yaylası’nda Sündüz teyzeyle sohbet ettik, ağrıyan uyuşan kollarına merhem olmaya çalıştık..

.

Galer Düzü’ne indiğimizde, uzun yıllarca yurt dışından gelen dağcıları gezdiren ( bu bölgenin ilk rehberi denilebilir), kendisini  “Kaçkarların Beyefendisi” olarak tanıtan Apo Baba ile tanışıp sohbet ettik.

Her yolun sonunda bizi bekleyen müziği aracından eksik etmeyen sürücümüz Kazım Bey’le buluştuk..

.

Selime hanımın sütlacıyla damağımızı, Gülsüm hanımın yolda söylediği “Hemşin Yaylaları” türküsüyle kulaklarımızı şenlendirdik..

Kuru fasulye yemeden, Çeçeva’da “Çayluk” görmeden dönülmezdi. Biz de yol arkadaşım sevgili Gülten’le onu yaptık.. Yedik, gördük ve vedalaşarak güzel bölgeden, güzel insanlardan ayrıldık…

.

Zeynep Erim

06.Eylül.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP