GUATEMALA/Rio Dulce-Livingston

Guatemala üzerinden 8 saat sürdü Puerto Barrios. Liman şehri. Sevimsiz. Konteynerler limana girip çıkıyor. Caddeler tozlu, taşlı. Hotel del Norte'yi bulmadan dört otel dolaştık, ikisi adım atılmaz, diğer ikisi dolu.. Hotel del Norte yüz yılık bir bina, ahşap, yüksek tavanlı, eğrilmiş merdiven, veranda ve koridorlar.  Çok güzel duruyor kendi içinde.

 

Lokanta kısmında beyaz önlük giymiş Afrikalı yaşlı garson servis yapıyor. Bir film karesi gibi ortalık.

 

Sabah motorla Livingston'a geçeceğiz. Oradan Parque Nacional Rio Dulce üzerinde Hotelito Perdido'ya.

 

Jungleda Cabanas, cibinlik,sıcak, rutubetli.. Temiz, düzenli bir otel. Bahçesi, ortak alanları özenle hazırlanmış.  İlk gün Kanoyla nehir üzerinden şelaleye doğru 2,5 saat. Bacaklar iyi de kollarımın biraz güce ihtiyacı var! Otelin henüz adını bilmediğim tatlı köpeği de kanoda arkamda, öyle yol alıyoruz. Belli ki ilk ziyareti değil, şelalenin yolunu gösteriyor kanodan inince. Kuru mevsim olduğundan şelalede su az.

Seyahatin iki günü nehir kenarında geçecek. Finca Tatin'den Livingston'a jungle içinden dört saatlik bir yürüyüşle ulaşmak için rehberle Garifuna yerlilerinin yaşadığı bir Community'de buluşuyoruz. Eşyalarımızı bayan Ashka otelden Livingston'a gönderecek. Yol inişli çıkışlı, biraz çamurlu, nemli, tropik ağaçların ve bitkilerin sık bir arada olduğu minicik böceklerin ormana yayılan tiz, güçlü sesleri, renkli Tucan, Meksika ve Orta Amerika'nın uzun kuyruklu güzel Quetzal kuşlarının dolaştığı, çevremin insanoğluna ait olmadığı belki de misaifir sayılabilecek bir yerdeyim. Rutubet biraz zorluyor.

Rio Dulce'nin Karayip'le buluştuğu noktayı yüksekten görüyorum. 19. yy başlarında yerleşim olmayan, şimdi çoğu Garifuna yerlileri ve Afrika kökenli negroların yaşadığı Livingston... Denizde yer alan Patrono de Livinston heykelinin arkasında, genelde o bölgede yaşayanların vakit geçirdiği salaş mekanların olduğu bir barda soğuk biralarımızı içiyoruz. Bayan Gloria'nın pansiyonu tepeden bakıyor nehirle denizin buluştuğu yere. Odamdan gönlümü neşelendiren bir manzara. Bulutlar küme küme, gökyüzünün net mavisi yeşille buluşuyor. Balıkçı tekneleri ve insan taşıyan motorlar suları yararak hedefine ulaşmaya çalışıyor. Acıktığımızda Restaurant Gaby'nin doğru tercih olduğunu anlıyoruz !  Bir gün tuktukla Suspension Bridge'e kadar gidip plajda El Pelicano'da denize giriyor, balıkçıların ağları bırakışını ve gayretle, umutla toplayışını izliyoruz. Diğer gün başka bir plajda palmiye ya da hindistan cevizi ağacı altında Latin ezgileriyle dinleniyoruz.

Balık, karides, yengeçten oluşan balık çorbasına hindistan cevizi rendelemişler, Las Tres Garifunas'da.  Rahat insanlar, belki biraz dağınık ortalık ama huzurlu ve mutluyum.. Hafif yokuş var, sağda bir bar. Bahçesinde dört kadın geleneksel dans ediyor müzik eşliğinde.

Sabaha kadar her yerde yağmur yağıyor.. Ben ayrılıyorum.

Zeynep Erim
19.09.2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP