Etiyopya/Omo Vadisi

Sabah altıdaki Arba Minch otobüsü yeterli yolcu olmadığından iptal.. Orta karar minibüsler var, yolcu toplayıp götürüyor. Çığırtkanlarıyla birlikte ortalık biraz karışık. Gün de henüz ağarmamış. Minibüslerden birine biniverdik. Biraz ileri gidiyoruz, kavşaktan geri ve tekrar ileri… Yaklaşık yarım saat döne döne minibüsü doldurdu. Aslında şoförün çılgınlığı bu aşamalarda belliydi. Neyse, neresi olduğunu bilmiyorum ama ufak bir köy kavşağında, güvensiz ve hızlı giden minibüsü durdurup indik. Sodo ‘ya bile gelmemişiz. Hiç yabancı inmemiş sanırım burada.. Motorlu gençler nereye gitmek istediğimizi sorarak yardımcı olmaya çalışıyorlar. On beş dakikayı bulmadı, bir jeep durdu önümüzde. Atladık arkaya.  İş için gider halleri olan altı kişi var içeride. Bir iki laflama arkasından sakince yol alıyoruz. Camdan dışarıya bakınca canlı, yemyeşil bir vadi içerisinde olduğumuzu fark ettim. Sağlı sollu ufak yerleşimler, ekili alanlar..

Sodo’da araçtan inerken ücret bile almak istemeyen insanlarla vedalaşıp Etiyopya’nın meşhur yeşil otobüslerinde yerimizi alıp Arba Minch’e gideceğiz. Sosyal ve fiziksel mesafe kavramları gündemimizde yok o sıralar, mesafe de yok zaten, dip dibeyiz..:)

Arba Minch Omo Vadisi için başlangıç noktası olacak bizim için. Burada bir organizasyon yapabiliriz. Gezi bloglarında, fotoğraf ve belgesellerde gördüğüm kabileleri yakından göreceğim için oldukça heyecanlıyım.

 

Yüksek ağaçların altında masaları, yiyecek, içecek servisi ve wifi olan bir otel. Rahat, temiz. Duş ve ufak bir odaya yerleşme süreci sonrasında Omo Vadisi turu için iletişime geçtiğimiz iki rehberle görüşeceğiz . Bahçede yemek siparişimizi bekliyor bir yandan da yakınlarımızla yazışıyoruz. Etiyopya da açık alan, bahçe gibi mekanların çoğunda da sigara içmek yasak. Zaten çok kişi sigara da içmiyor. Özellikle kadınların sigara içmesi hiç makbul değil.. Salomon, örgülü saçlarıyla sevimli bir genç, ilk randevumuz onunla. Diğer rehber Fitretu, sanırım biraz daha güven verdi. Yarın sabah sekizde bizi alacak ve beş günlük turumuza başlayacağız. Aramızda buluşma saatlerini konuşurken uluslararası saatle konuşuyoruz. Zira Etiyopya’nın farklı bir saat uygulaması var. Gün sabah 6 da başlıyor ve 12 saat sonra bitiyor, günün ikinci yarısı ise 18’de başlıyor. Böyle bir döngü. Takvimleri de 7 yıl 8 ay arkadan geliyor. Bunların nedenlerini ayrıntılı okumak isterseniz internetten yararlanabilirsiniz.

 

Çok yerde karşımıza çıkan Omo Vadisi, Etiyopa’nın ve Omo Nehrinin güney kısmını kaplayan bir alan. Omo Nehri Etiyopya’nın 700 km uzunluğundaki en uzun nehri. Kenya sınırındaki Turkana Gölü’ne akıyor. Bu nehrin çevresindeki Omo Vadisi de 23000 km2 lik bir alan. Bu vadide ve Mago Ulusal Parkı’nı da içine alan bölgede 16 etnik grup, yaklaşık 610000 kişi yaşıyor. Üç ana grup olarak farklı dil konuşuyorlar. Etnik grupların birbirleriyle benzerlikleri olduğu gibi farklılıkları da var. Dilleri, evleri, giyim ve saç şekilleri, kimisinin yüz anatomik yapıları farklı. Genellikle sorgum, mısır, tütün tarımı yapıyorlar. Kimisi avcılık ve balıkçılıkla geçiniyor. Sığır, keçi, koyun çoğu kabilenin geçim kaynağı. Sularını taşıyor, sepet örüyor, bambu ve otlarla evlerini yapıyorlar. Araç kullanmadan ya da hayvana binmeden, yalnızca yürüyerek bir yerden başka bir yere gidiyor, doğaya inanıyorlar. Farklı ritüelleri var. Hamer kadınları saçlarını kızıl parlak kil, su ve tereyağ karışımı ile farklı şekilde örerlerken, Mursi kadınları çocuk yaşta başlayarak alt dudaklarını ve kulaklarını deliyor, içerisine kilden yapılma tabaklar yerleştiriyorlar. Onurlu bir duruşları var tüm kadınların. Arbore kadınları çıkarmadıkları renkli boncuklarla büyüyor, boyunlarına taktıkları boyunluklarla statülerini ortaya koyuyorlar. Kalaşnikofla gezen Hamer erkekleri de evlenmek ve güçlerini göstermek için yaptıkları “boğa üzerinden atlama” törenleriyle ön planda. Bu tören öncesinde kadınların, ince kızılcık dalı misali dallarla sırtlarını, kanayana kadar kırbaçlatmaları ve bu izleri taşımaları, erkeklerine olan sadakatlerini ortaya koyan bir davranışmış. Kırbaçlanma kadında onur ve gücü temsil ediyormuş. Sırtınız ne kadar kırbaç iziyle doluysa o kadar değer ve saygı görüyorsunuz. Bizim açımızdan anlaşılabilir ve vahşice olsa da gelenekler böyle buralarda..

 

Ayrıntılı bilgiler bulabilirsiniz, koyuyorum buraya ( https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/omo-vadisi-kabileleri-etiyopya-1306 )

 

Sabah Fitretu ve şoför Gisu Jeeple otelin çıkışında bekliyorlardı. Planda Arba Minch’ten başlayıp, Konsu, Dimeka, Turmi, Omorate, Kangaten üzerinden Jinka’ya ulaşacağız. Yol engebeli, çukurlu. Uzun sürecek. Dört yerde konaklayacağız.  Omo nehrini lokal tekneler ile geçip Dassanechleri, Hamer, Arbore, Mursi ve Nyangatam kabilelerini ziyaret edecek, Dimeka Pazarında alış verişi gözlemleyeceğiz. Ana hatları bunlar. Yolda karşımıza çıkacak kuşlar, koşuşan ceylanlar, el sallayan insanlar, su taşıyan çocuklar, hayvan sürüleri de süprizleri.. Çok sayıda fotoğraf var aşağıda, umarım keyifle bakarsınız.

 

Her kabileyi içlerinden İngilizce bilen bir genç gezdiriyor. Araçtan indiğimizde yanımızda biten ve “france” yani beyaz, batılı diye bağıran ve karamela isteyen çocuklar,.. Bazen bir anda iki elimde üç dört çocuk oluyordu. Elimi tutmak isteyen çocuklara ellerim yetmedi, parmaklarımla tuttum. Rehberimiz Fitretu’nun da yardımıyla günlük hayat, evlilik, çocuk, eğitim, sağlık, beslenme gibi konularda sorduklarımızı yanıtlıyor. Gördüğümüz, benim anladığım, kabile mensubu insanlar hayatlarından şikayetçi değiller, mutlular. Çoğu gıdayı kendileri karşılıyor. Dışarıdan şeker, kahve, tuz alıyorlar. Bunlar için de paraya fazla ihtiyaçları olmuyor. Kimi zaman pazarlarda değiş tokuş yaparak temin ediyorlar. Medeniyetten uzak yaşamları da bir gelir kaynağı olmuş. Meraklı turistler ziyaret ve fotoğraf çekimi için çok olmasa da bir miktar para ödüyor. Onların istediği kendi topraklarında geleneksel hayatlarını korumak.. Yaklaşan “medeniyet” tehlikesinin farkındalar.

 

Jinka,  Mago ve Omo Ulusal Parkına en yakın, havalimanı da olan bir şehir. Omo Bölgesinin Başkenti. Uzun süre elektriklerin kesildiği ancak jenaratörle aydınlanabildiğimiz, suyun aktığı, pek de rahatsız olmadığımız bir gecenin ardından sabah şehrin tepesine doğru yürüyüş yaparak bu bölgede yaşayan etnik grupların araştırıldığı Güney Omo Araştırma Merkezi Müzesi ne gidiyoruz hem de Ari kabilesinden bir ailenin misafiri oluyoruz.

 

İşte bu evde üç tatlı kız saçlarımı örüyor.:) beni böyle uğurluyor Etiyopya…

Gün en güzel köşelerden doğuyor,  bulutları kızıl turuncuya boyayarak veda ediyor.

Zeynep Erim

10.Mart.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP